Unutmayan Ülkeler kitabımdan bu bölümü sizler için alıntılıyorum, umarım dikkatlice okursunuz.
Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman bin Ertuğrul'un oğluna vasiyeti
... Fatih Osman, hicri 726 / miladi 1325 yılında vefat etti ve kendisinden sonra tahta oğlu Orhan'ı bıraktı. Osman'ın hayatı, Allah yolunda bir mücadele ve çağrıydı. Din alimleri, şehzadeyi çevreledi ve emirlikteki idari planlama ve yasal uygulamaları denetledi. Tarih, Osman'ın ölüm döşeğindeyken oğlu Orhan'a yazdığı vasiyeti günümüze kadar korumuştur. Bu vasiyet, medeniyet açısından önemli bir vasiyetti ve Osmanlı Devleti'nin daha sonra benimseyeceği bir hukuk metodolojisiydi. Osman vasiyetinde şöyle diyordu: “Oğlum, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın emretmediği bir şeyle meşgul olmaktan sakın. Eğer bir yönetimde ikilemde kalırsan, ulemanın tavsiyesine sığın. Oğlum, sana itaat edenlere hürmet et, askere cömert ol, şeytanın seni askerinle ve malınla aldatmasına izin verme. Şeriat ehlinden ayrılmaktan sakın. Oğlum, biliyorsun ki bizim gayemiz âlemlerin Rabbi olan Allah’ı razı etmektir ve cihatla dinimizin nuru her ufka yayılacak ve böylece Cenab-ı Hakk’ın rızası doğacaktır. Oğlum, biz… Onlar güç elde etmek veya kişileri yönetmek arzusuyla savaş çıkaranlardan değiliz. Biz İslam’la yaşar ve ölürüz ve oğlum, bu sana lâyık bir şey değildir. (Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi) kitabında vasiyetin bir başka şekli daha yer almaktadır: “Bil ki oğlum, İslam’ı yaymak, insanları ona yönlendirmek, Müslümanların ırz ve mallarını korumak senin boynuna bir emanettir. Cenab-ı Hak bundan senden soracaktır.” (Osmanlı'nın Felaketi) kitabında Osman'ın oğlu Orhan'a vasiyetinde şu ifadelere de rastlıyoruz: "Oğlum, Rabbimle beraber olmak için hareket ediyorum ve halka karşı adil olman, Allah yolunda cihad etmen, İslam dinini yayman sebebiyle seninle iftihar ediyorum. Oğlum, seni milletin âlimlerine emanet ediyorum, onlarla yakından ilgilen, onlara daha çok saygı göster, onların nasihatlerine uy, çünkü onlar sadece iyiliği emrederler. Oğlum, Allah'ın razı olmayacağı bir şey yapmaktan sakın ve eğer bir şey sana zor gelirse, şeriat âlimlerine sor, çünkü onlar seni iyiliğe irşad ederler. Bil ki oğlum, bu dünyadaki tek yolumuz Allah yoludur ve tek amacımız Allah'ın dinini yaymaktır, biz şöhret veya dünya peşinde değiliz." (Resimli Osmanlı Tarihi)nde Hz. Osman'ın vasiyetinde şu ifadeler yer almaktadır: "Oğullarıma ve dostlarıma vasiyetim, Allah yolunda cihada devam ederek yüce İslam dininin yüceliğini devam ettirin. İslam'ın şerefli sancağını en mükemmel cihatla yüksekte tutun. Daima İslam'a hizmet edin. Çünkü Yüce Allah, benim gibi zayıf bir kulunu ülkeler fethetmekle görevlendirdi. Tevhid kelimesiyle Allah yolunda cihad ederek en uzak yerlere gidin. Benim soyumdan kim hak ve adaletten ayrılırsa, kıyamet günü Resul-i Ekrem'in şefaatinden mahrum kalacaktır. Oğlum, bu dünyada boynu ölüme boyun eğmemiş hiçbir kimse yoktur. Yüce Allah'ın emriyle akıbetim yaklaştı. Bu devleti sana teslim ediyor ve seni Yüce Rabbime emanet ediyorum. Her işinde adaletli ol." Bu emir, Osmanlıların izlediği bir yöntemdi. İlim ve fen kurumlarına, ordu ve askeri kurumlara, âlimlere ve onların saygınlığına, fetihleri İslam ordusunun en uzak noktalarına kadar götüren cihada, emirliklere ve medeniyete önem veriyorlardı. Bu iradeden Osmanlı Devleti'nin hangi esaslara, kurallara ve temellere dayandığını çıkarabiliriz.